Kaçak Saray’dan sonra bir de “Uçan Saray”ı oldu artık

Eee, Hafız?

Halka verirsin talkını, kendin yutarsın salkımı, öyle mi?

Yerde Atatürk Orman Çiftliği’nden yağmaladığın Kaçak Saray’ın vardı. Şimdi bir de Katar Emiri’nden beleşine aldığın Uçan Saray’ın var, değil mi?

Bu ne saray tutkusuymuş böyle yahu…

Ama biz yıllar önce boşuna dememiştik; bunlarınki Muaviye-Yezid Dinciliği, diye. Nitekim İslam Geleneğinde sarayı, o iki sahte Müslüman başlattı. Ondan sonra da o lanet halkası gelenek sürüp gitti, 1000 küsur yıl boyu.

Firavun’un, Nemrud’un sarayları ve hazineleri bile sizinkinin yanında devede tüy kalır be Hafız…

Siz o kadim, insanlık düşmanı despotları bile fersah fersah geçtiniz, servet düşkünlüğünde, kamu malı hırsızlığında, saray düşkünlüğünde, halka zulümkârlıkta, millete ihanette.

Demek, Arap Halkının doğal zenginliği petrolden aşırdığı milyarlarca doların üzerine oturan “Katar Emiri” denilen insan sefaleti ve Arap Halkının baş düşmanları arasında yer alan bu zalim, uçağını 500 milyon dolarlık fiyatla satışa çıkardığında, onunla ilgilendiniz, öyle mi Hafız?

Yani alacaktınız…

Ama o size kıyak geçmiş. “Ben sizden para almam. Alın bu da benim hediyem olsun.”, demiş öyle mi?

Nakledişine göre öyle…

Azerbaycan dönüşü uçakta şöyle kelam ediyorsun, bu Uçan Saray üzerine:

“İşin aslı nasıl peki? Katar bu uçağı satıyordu, hatta rakam bildiğim kadarıyla 500 civarındaydı. O esnada biz de ilgilendik. Katar Emiri, bundan haberdar olunca uçağı Türkiye’ye hibe etti; ‘Ben Türkiye’den para almam; bunu Türkiye’ye hediye ediyorum, hibe ediyorum’ dedi. O uçak benim şahsımın değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nindir.” (https://www.ntv.com.tr/turkiye/erdogan-katar-emiri-ucagi-hibe-etti-sahsima-degil-turkiye-cumhuriyetine-hediy%2C3eUkbXxFSki22FVh6NiNiw)

Tayyip Efendi, 500 milyon dolarlık fiyatı hiç önemsemiyor, anlaşılıyor ki. “Rakam bildiğim kadarıyla 500 civarındaydı”, deyip geçiveriyor. Sanki telaffuz ettiği 500 TL filan.

Türk Lirası cinsinden ne tutar arkadaşlar, 500 milyon dolarlık miktar?

Şu anki kurla tam 3 milyar 138 milyon 557 bin 500 Lira

Böyle bir şey devletler arasında görülmüş şey değil be. 500 milyon dolar değer biçtiği uçağı sana bedavadan verecek, öyle mi, Katar Emiri denen o kamu malı hırsızı?

Bak, Kaçak Saraylı Hafız!

MOSSAD’ın altın değerinde bir kuralı vardır:

“Eğer birine bir para verirseniz ya da parasal değere sahip bir şey verirseniz, onu devşirmişsiniz demektir. Çünkü alan şahıs, bunun bir karşılığının olacağını, bedelinin olacağını bilir. Sizin verdiğinizi kabul etmekle, karşılığını ödemeyi de aynı anda kabul etmiş olur. Böylece de o, sizin açınızdan devşirilmiştir artık.”

Sen neyle ödeyeceksin o 500 milyon dolarlık Uçan Saray’ının bedelini?

Hangi kamu malını peşkeş çekeceksin bu Emir’e?

Ve hangi gönül rahatlığı içinde bineceksin o Uçan Saray’a?

Bak, Hafız…

Bizim değerler sistemimize göre, bir insan ancak alınterinin karşılığıyla elde edilmiş bir hayat seviyesi tutturursa kalp huzuruyla ve onuruyla yaşamış olur.

Öyle şunun bunun hediyesiyle bilmem nesiyle sarayda, köşkte bilmem nerede bir hayat sürerse; o hayatın bir değeri yoktur bizim için.

O Uçan Saray’ı hediye olarak kabul etmekle, sadece kendini değil Türkiye’yi de küçük düşürmüş oldun, ciğeri beş para etmez ABD kuklası Arap Şeyhlikleri, Arap Emirlikleri, Arap Krallıkları karşısında.

Ama sizde bunu anlayacak ne zihin var, ne o hassasiyete sahip yürek…

Bunlar derin mevzular. Sizin hiçbir zaman alfabesini bile sökemeyeceğiniz denli derin…

Hani hep deriz ya; biz ar dünyasında yaşarız, sizler kâr…

Ayrı gezegenlerin canlılarıymış gibi uzağız ve benzemeyiz biz size be Hafız…

Biz onurumuz için yaşarız, sizlerse saraylar, köşkler, milyar dolarlar, avrolar, zırhlı, lüks arabalar ve benzerleri için yaşarsınız.

Öncesinden 13 tane VIP denen lüks özel uçak filon varmış be Hafız. Şimdi bununla birlikte etti 14.

Ne yapacaksın?

Her seferinde birine mi bineceksin, yoksa hevesini alıncaya kadar bu beleşino Uçan Saray’a mı bineceksin?

Daha önce de söylediğimiz gibi, Şeytan önünüze düşmüş, İblis’i rehber edinmişsiniz, Hafız. O sebeple gözünüz doymuyor bir türlü. Tüm özendiğin öncüllerin gibi, sizin de gözünüzü toprak doyuracak. Orada saray maray, para pul sökmez. Mezar kurtlarıyla baş başa kalacaksınız. Ve ziyafet sofrasını mezar kurtlarına siz oluşturacaksınız. İşin sonu oraya varacak.

Bunu bilen bizler, hiç malımız mülkümüz olsun, rahatlık, bolluk içinde yaşayalım diye düşünmedik. Öyle bir özlemimiz olmadı kesinlikle. Kendimizi bildik bileli bir tek şey amaçladık:

Şu dolaplar, düzenler dünyasını insancıl bir dünya yapalım. İnsanın insanı sömürmediği, yük hayvanlarıymış gözüyle görmediği, zulmün, yalanın, dümenin, hilenin olmadığı insancıl bir dünya yapalım diye uğraştık…

Her türden sosyal eşitsizliğin ortadan kaldırıldığı, insanların kardeşçe ve “rızıkta eşitçe”yaşadığı bir toplum düzeni ve bir dünya oluşturalım diye çalıştık, çabaladık, kavgalar, savaşlar verdik. Bu uğurda işkencelere uğradık, zulümlere uğradık.

Yani dedik ki; bu dünyayı cennet kılalım…

Hz. Muhammed’in de gönlünde yatan buydu zaten…

Ama siz nereden anlayacaksınız bu insancıl, yüce erdemlerin kıymetini…

Neyse… Sonuçta sizinki de bir seçim, bizimki de. Biz sizin seçiminizde zerrece insani bir yön, insana yakışan bir yön bulamıyoruz.

İnsana yakışan biricik yaşam biçimi, hayata insancıl bir anlam yükleyen biricik dünya görüşü, dünya kavrayışı bizim seçtiğimiz yoldadır, kavgadadır, ideolojidedir.

En sonunda da insanlığın benimseyeceği ve varacağı yer, bizim belirlediğimiz hedef olacaktır. Yani davamız zafer kazanacaktır ve insanlık kurtulacaktır bu zulümlerden, bu yıkımlardan, bu felaketlerden, bu savaşlardan, tüm bu kötülüklerden…

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

19 Eylül 2018

Nurullah Ankut
HKP Genel Başkanı

Comments are closed.