Bu iş Anayasa Oylaması filan değil be yahu!

Bu iş Anayasa Oylaması filan değil be yahu!

Baştan ayağa suça batmış Kaçak Saraylı mücrimin

adalet önüne çıkarılmasını engelleme girişimidir

Sonra da onu Türkiye’nin tepesine Çağdaş Caligula formunda oturtmaya çabalamaktır…

Meclisi doldurmuş her dört partiden Amerikan işbirlikçileri başta gelmek üzere, Tayyip’in Havuz Medyasından Parababalarının Amerikancı satılmışlar medyasına kadar, sol-sosyal demokrat ve hatta komünist oynayan küçükburjuva çeyrek aydınların medyasına varıncaya kadar, tutturmuşlar bir “Anayasa Oylaması” diye. Böyle bir furya almış başını gidiyor. Hangi TV kanalını açsanız, hangi yazılı basına baksanız ve hangi internet gazetesine, sitesine baksanız, söylenen hep aynı şey:

Anayasa Referandumu, Evet mi, Hayır mı…

Ne Anayasası be yahu…

Kim, hangi Anayasayı yapıyor?

Bir kere; şu an Kaçak Saray’da oturan malum şahıs ve onun AKP’gilleri, tüm takım taklavatlarıyla birlikte TCK’de yazılı bütün suçları onlarca, hatta yüzlerce kez işlemiş mücrimler topluluğudur. Çıkar amaçlı bir suç örgütüdür.

Deniz Feneri Savcısı, namuslu hukukçu Abdulvahap Yaren’in deyişiyle; “Hırsızlar İmparatorluğu”nun İmparatoru ve Saray erbabıdır onlar. Başka da zinhar hiç bir şey değil…

Şimdi bunlar Anayasa yapmış olacaklar, yasa yapmış olacaklar, Türkiye’yi bu yasalarla yönetecekler, öyle mi?

Hadi be… İnsanı hıyar yerine koymayın. Mezbahaya koşan zavallı hayvancıklar sürüsü yerine koymayın.

Anayasa, yasa yapmaktan söz edebilmek için, önce suçsuz olmak gerekir. Hiçbir suç işlememiş olmak gerekir. Namuslu olmak gerekir. Hukuka saygılı ve bağlı olmak gerekir.

Derde derman diye arasanız bir tane bile bulamazsınız, Kaçak Saraylı’nın avanesi içinden böyle bir adam…

Yine, 15 yıldan bu yana onun sinsi yandaşı, omuzdaşı olan, ruhu karanlık Bahçeli’nin ve onun Kontrgerilla örgütü olan MHP’sinin Meclisteki avanesi içinden de bulamazsınız böyle masum bir insan.

Sorosçu Kemal’in Yeni CHP’sinin sözde milletvekilleri de, en sağ geçineninden en sol geçinenine kadar, ağızları kulaklarında geyik çeviriyorlar, Kaçak Saraylı ve onun AKP’gillerinin Meclisteki temsilcileriyle. Sarmaş dolaşlar, el ele kol kolalar. Onların da hiç bir şikayeti yok, Kaçak Saraylı’dan ve AKP’gillerden.

Ne diyor, Sorosçu Kemal?

Aynen şunu:

“Teklifi geri çekseniz ne güzel olur, ortam yumuşar.” (http://gazetekarinca.com/2017/01/kilicdaroglundan-yildirima-teklifi-geri-cekseniz-ne-guzel-olur-ortam-yumusar/)

“Bizim Erdoğan’la bir sorunumuz yok. Erdoğan, halkın oylarıyla seçilmiştir.” (http://www.milliyet.com.tr/kilicadroglu-bizi-erdogan-la-siyaset-2335377/)

Behey Amerikan uşağı Sorosçu Kemal!

Bugüne dek Başkanlık Anayasası diye bir şey yoktu ortalıkta.

Peki, “ortam yumuşak” mıydı, Sorosçu?

15 yıldan bu yana adam durup dinlenmeden Laik Cumhuriyet’i savunanlara hakaretler, küfürler yağdırdı. Halklarımızı etnik ve mezhepsel yönden hücrelerine dek böldü, parçaladı. Sana da az hakaret etmedi hani.. Sende onur olmadığı için hepsini yutup geçtin.

Biri aklımızda hele:

“Adam değilsin.”, dedi sana yahu…

Sen o hakaretin kısa süre sonrasında, anası ölünce Kaçak Saraylı’nın, yanına eşini de alıp taziyeye gittin evine be… Senin adına üzüldük o zaman. Yahu, dedik kendi kendimize, soluk alır gibi, durup dinlenmeden yalan söyleyen bu Tayyip, acaba Sorosçu Kemal’e sarf ettiği bu sözle gerçeği mi dile getirmişti ki…

“Ey CEHAPE”, diye az mı verip veriştirdi, CHP’ye, Mustafa Kemal’e, İsmet İnönü’ye ve silah arkadaşlarına?..

Tüm namuslu hukukçular ve aydınlar, bu Kaçak Saraylı’nın ve onun AKP’gilleri’nin Anayasayı ortadan kaldırdığından ve Laik Cumhuriyet’i yıktığından emindirler. Böylesine ağır suçlar işlemiştir bunlar.  Ama sen hâlâ kalkıyorsun, “Bizim Tayyip Erdoğan’la bir sorunumuz yok”, diyorsun. “Teklifi geri çekseniz ne güzel olur, Türkiye rahatlar”, diyorsun. Yazık be. Yazık…

Senin bu ihanetle eşdeğer sözde muhalefetini ortaya koyunca somut belgeleriyle biz, bazı, CHP’yi güya savunma telaşındaki lahmacun pideleri, bize pıfkırıyorlar. “Niye CHP’yle uğraşıyorsun?”, diye… Biz CHP’yle uğraşmıyoruz. CHP diye bir şey yok ki ortada. O da Laik Cumhuriyet’le birlikte ortadan kaldırıldı. Şu an senin gördüğün, Sorosçu Kemali’in Yeni CHP’si be… Bunun da, eski CHP’yle, Gerçek CHP’yle zerrece ilgisi, bağı, benzerliği yoktur. Sen bunun ayırımında olmadığın için, tabelaya bakıp, hüküm veriyorsun. Yapma… Zihnini işlet biraz. Gerçekleri görmeye, kavramaya çalış. Yoksa, Tayyip’in hülooğğ’cularından pek bir farkın kalmaz.

Bu yeni CHP’nin yaptığı, her olayda olduğu gibi, işte bu sözümona “Anayasa” işinde de muhalefet filan değil. Bir sahtekârlık. Bir kandırmaca, bir dümen.

Kaçak Saraylı mücrim ve avanesi ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar; “Yeni Anayasa” diye ortaya sürdükleri demagojik düzenbazlık ve ihanet belgesini, sandıktan yüzde 90’ları bulan bir oy oranıyla bile çıkarmış olurlarsa olsunlar, asla meşru olamazlar. Yapıp ettiklerinin de hukukla da, yasayla da, Anayasayla da zerrece ilgisi olmaz. 

Tepeden tırnağa suça batmış bir mücrim ve onun suç ortaklarının, hukuka bağlı, meşru ve bağımsız bir mahkeme önüne çıkarılıp hesap vermeleri gerekir öncelikle. Her suçlu gibi, bu suçlarının hesabını verecekler. Hangi kılıfa girerlerse girsinler, hangi kalıba girerlerse girsinler, hangi perde ya da peçe ardına gizlenirlerse gizlensinler; gayrimeşru durumları ve suçlulukları asla değişmez.

Ne diyor, yukarıdaki aktardığımız bir cümlesinde, Sorosçu Kemal?

“Tayyip Erdoğan’ı halk seçti.”, diyor.

Haydi ulan, düzenbaz!

Ona halk seçti mi, denir?..

Bir zamanlar 12 Eylül Faşist Cuntasının Şefi, Başgoril Kenan Evren de sandıktan yüzde 92 oy oranıyla çıkartmıştı kendini. Güya Cumhurbaşkanı seçtirtmişti. Bu seçim, onun faşist darbe yapan Amerikan uşağı bir cani-diktatör olduğu gerçeğini ortadan kaldırdı mı?

Hayır, kesinlikle kaldırmadı.

Kitleler nasıl yönlendirildi, o zaman sandığa?

Şöyle:

CIA’nın kurup yönettiği Kontrgerilla’nın resmi (asker-polis) ve gayriresmi MHP’li faşist komandoları, ortalama günde 10-20 arası masum insanımızın canına kıyıyorlardı, 12 Eylül öncesinde. Devrimciler de nefis savunması yapıyorlardı, bu ABD ve Kontrgerilla destekli saldırılar karşısında. 

Sağ-sol savaşı adını koydu ABD, Kontrgerilla ve onların emrindeki siyasiler, medya, bu kanlı savaşa. Oysa, gerçekte olan, 12 Eylül Faşist Diktatörlüğüne zemin hazırlamaktı. Devrimci Hareketin yükselişinin önüne set çekip, ardından da onu tümüyle kazıyarak ortadan kaldırmaktı.

Masum insanlarımız, işte bu acımasız, canavarca saldırılar ve katliamlar karşısında korkutulup sindirilmişti. Neredeyse işine gidip gelemez, hatta evinden bile dışarı çıkamaz hale getirilmişti. Maraş, Çorum, Sivas, 16 Mart ve 1977 1 Mayıs katliamlarının apaçık bir şekilde ortaya serdiği gibi, Kontrgerilla, yüzlerce masum insanımızı katletmekten asla çekinmiyordu.

Cavit Orhan Tütengil, Bedrettin Cömert gibi onlarca namuslu bilim insanımız, evlerinden üniversitelerine gitmek üzereyken yollarda arkadan vurulup şerefsizce katlediliyorlardı.

İşte böylesine cehenneme döndürülmüş bir ülkede, 12 Eylül’ün Amerikancı kanlı diktatörleri, güya huzur sağlamışlardı, can güvenliği sağlamışlardı.

İşte bu kandırmacaya, bu düzenbazlığa kanarak yüzde 92 oranında oy verdi, cahil, bilinçsiz insanlarımız, Kenan Evren faşist diktatörüne. Tabiî önemlice bir bölümü Faşist Cunta biran önce gitsin diye, bir bölümü de korkutulduğu için gidip o doğrultuda oy kullandı.

Tayyip’in aldığı oya gelirsek; o aslında halkımızın hür iradesiyle ve bilinçli seçimiyle verilmiş oylar değildir, kesinlikle. Bilindiği gibi, 1950’den bu yana, ABD Emperyalist haydutları, tüm İslam ülkeleriyle birlikte Türkiye’yi de “Yeşil Kuşak Projesi” adını verdikleri dincileştirme ya da Pakistanlaştırma, Afganistanlaştırma projesiyle kuşatmış bulunmaktaydılar. 1950 sonrası, Ortaçağcı tarikatların, cemaatlerin önü tümüyle açıldı. Bunlar, çekirge sürüleri gibi çalışarak, avladılar küçücük çocuklarımızı. Ve hepsini de birer Taliban militanı haline getirdiler. Kur’an Kursları, İmam Hatip Okulları, pıtrak gibi yayıldı Türkiye’nin dört bir tarafına. Hepsi aynı işi yaptılar. Muaviye-Yezid Dininin doğmalarıyla, doldurdular yavrularımızın zihinlerini. Böylece de, zihin hasarına uğratmış oldular onları. Normal düşünemez, olayları göremez, algılayamaz, kavrayamaz, değerlendiremez hale getirdiler. Ortaçağ’ın karanlık dehlizlerine alıp götürdüler, ülkemizi, insanlarımızı. Ve bu gençlerimizi, bugün El Kaide, IŞİD, El Nusra ve ÖSO içinde yer alan Ortaçağcı, cihatçı örgüt mensuplarının benzerleri durumuna getirdiler.

Tabiî bu arada da, öncelikle, Mustafa Kemal ve Laik Cumhuriyet düşmanı yaptılar bunları. Hem de en azılısından…

İşte böylesine kafadan gayrimüsellah hale getirilmiş cahil, yoksul, zihin hasarlı, zavallı insanlarımızın oylarını aldı, Tayyip ve avanesi. Buna kesinlikle “halk seçti”, filan denmez.

Ama işte hep söylediğimiz gibi, Sorosçu Kemal de bu aşağılık ihanet oyununun, senaryosunu da, yapımcılığını da, yönetmenliğini de CIA’nın yazıp kotardığı bu aşağılık oyunun bir oyuncusudur. O da kendisi için senaryoda belirlenmiş rolü oynamaktadır.

Hep deriz ya; Meclisteki Amerikancı Dörtlü Çete; CIA, Pentagon, Washington tarafından oynatılmaktadır, diye. İşte öyle… Bunların dördü de BOP’çudur.

BOP Haritası meydanda, değil mi? Bugüne dek bunlardan bir tekinin BOP aleyhine, Amerika aleyhine tık dediğini duyan olmuş mudur?

Yok…

Diyemezler. Amerikan işbirlikçisidir, Amerikan hizmetkârdır, vatan millet düşmanıdır, haindir bunlar.

Hesap verecekler, Halkın Devrimci Demokratik İktidarında…

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

06 Şubat 2017

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı

Comments are closed.